Kadim Çin’den Hikayeler 2: Kaplanın Gücünü Ödünç Alan Tilki
İkinci kıssadan hissemiz, yine Savaşan Devletler (战国 MÖ. 475- MÖ. 221) döneminden. Bugün modern Çince’de bulunan pek çok atasözünün kökü bu dönemde yazılan eserlere dayanmaktadır. Çin kültürü ve tarihinin diğer medeniyetlere göre en büyük avantajı da buradan kaynaklanmaktadır; neredeyse başından bugüne kadar pek çok aşaması yazılı olarak kayıt altına alınmıştır.
Çince aslı:
虎求百兽而食之,得狐。狐曰:“子无敢食我也。天帝使我长百兽,今子食我,是逆天帝命也。子以我为不信,吾为子先行,子随我后,观百兽之见我而敢不走乎?” 虎以为然,故遂与之行,兽见之皆走。虎不知兽畏己而走也,以为畏狐也。
Türkçe çevirisi:
Kaplan yemek için türü fark etmeksizin bir hayvan ararken, bir tilki yakalamış. Tilki demiş ki: “Sen beni yemeye cesaret edemezsin! Tanrı beni bütün hayvanların önderi kıldı, eğer şimdi sen beni yersen, bu tanrının emrine karşı gelmektir. Eğer benim sözlerime inanmazsan, gel beraber dolaşalım. Sen beni takip et, bak bakalım beni gören her hayvan kaçmamaya cesaret edebilecek mi!” Kaplan buna inanmış ve tilkiyi takip etmiş. Tilkiyi gören bütün hayvanlar kaçmaya başlamış. Kaplan hayvanların kendisini gördüğü için kaçtığını değil de tilkiyi gördüğü için kaçtığını sanmış.
İşte Savaşan Devletler dönemindeki siyasi oyunlarla ilgili anlatılan bu hikaye, daha sonra bir atasözüne dönüşmüş ve Kaplanın Gücünü Ödünç Alan Tilki (狐假虎威 hujia, huwei) sözü bugüne kadar gelmiştir. Bugün bu sözün anlamı, güçlü ilişkilerini kullanarak başka insanlara zorbalık yapmak, onları korkutmak ve bu yolla kendi istediğini elde etmektir.
Bu bir Çin atasözü olsa da anlattığı durumu, sanırım hepimiz bugün hala çevremizde gözlemleyebiliyoruz. Özellikle de ‘Yeni Türkiye’de.
